2012 YILI DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI ORGANİZASYONUYLA UMREYE GİDECEK VATANDAŞLARIMIZIN UMRE KAYITLARI DEVAM EDİYOR
 
ANASAYFA AİLE BÜROSU HUTBELER VAAZ PROGRAMLARI MÜFTÜNÜN KALEMİNDEN SÖYLEŞİ İÇİMİZDEN BİRİ
Ankara Müftülüğü Doğramacızade Ali Sami Paşa Camii Maltepe Camii Türk Konut Merkez Camii Başyazıcıoğlu Camii Hasan Tanık Camii Kocatepe Camii

YA MUHAMMED (S.A.V.) DOĞ KALBİMİZE!..

KUR’AN

HER ŞEY ALLAH’I ANMAKTADIR

YENİ BİR ZAMAN DİLİMİNE MERHABA

BİR YIL DAHA GERİDE KALDI

HİCRET, ON MUHARREM VE KARDEŞLİK

TEVHİT MÜCADELESİ VE HİCRET

ŞEHİTLER YURDU VATANIMIZ

KURBANLA YAKINLAŞALIM ALLAH’A

DEPREMİN ARDINDAN

HİZMETLERİMİZ
MÜNHAL KADROLAR BASINDA BİZ İLETİŞİM HABER ARŞİVİ

İLETİŞİM BİLGİLERİ
Tel
: 0 312-417 01 64
Fax
: 0 312-417 08 61
Kültür Mah.Olgunlar Sk.No:29/A
06640 Yenişehir ÇANKAYA/ANKARA
info@ankaramuftulugu.gov.tr
 
Ankara Müftüsü M. Hakkı ÖZER'le Söyleşi

Ankara Müftüsü M. Hakkı ÖZER'le Söyleşi


Ankara Müftüsü M. Hakkı ÖZER’le Ankara Müftülüğü’nün cami ve cami-dışı hizmetlerini konuştuk..

Ankara Müftüsü M. Hakkı ÖZER kimdir?

1949 yılında Isparta’nın Yalvaç İlçesi’nde doğdu. İlkokulu Yalvaç İlçesi’ne bağlı Sücüllü Kasabası’nda bitirdi. 1970 yılında İstanbul İmam-Hatip Okulu’nu bitirerek aynı yıl Konya Yüksek İslam Enstitüsü’nü kazandı. Diyanet İşleri Başkanlığı’ndaki görevine 1971 yılında öğrenci iken İmam-Hatip olarak başladı. 1975 yılında İstanbul Müftü yardımcılığına atandı. Stajını tamamladıktan sonra kendi isteğiyle 3 yıl süre ile İstanbul’da İmam-Hatiplik görevlerinde bulundu. Bu süre zarfında İstanbul Haseki Eğitim Merkezi’nde ihtisas eğitimini tamamladı. Aynı yıl Şarkîkaraağaç İlçe Müftüsü olarak göreve başladı. 1983 yılında Çorlu İlçe Müftülüğü’ne, 3 Mart 1985 tarihinde ise Şanlıurfa İl Müftülüğü’ne atandı. 1992-1997 yılları arasında Çanakkale’de, 1997-2002 yılları arasında Afyon’da, 2003 yılında Çankırı’da İl Müftüsü olarak görev yaptı. 3 Ekim 2003’te Ankara İl Müftüsü olarak göreve başladı. ÖZER, Şanlıurfa Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Çanakkale 18 Mart Ü. İlahiyat Fakültesinin açılış ve kuruluş aşamalarında aktif görev aldı. Ayrıca 1996-1997 yıllarında Çanakkale 18 Mart Ü. İlahiyat Fakültesinde Arapça, Tefsir ve İslam Dini ve Esasları derslerini okuttu. Halen Ankara İl Müftüsü olarak görevini sürdürmektedir.

“BAŞKENT MÜFTÜLÜĞÜNÜN KENDİNE HAS ZORLUKLARI VAR”

Çeşitli il ve ilçelerde Müftülük görevinde bulunmuş bir kişi olarak başkent Ankara Müftülüğü’nü diğer illerle kıyasladığınızda bir fark ortaya çıkıyor mu?

Ankara Müftülüğü ulvi bir makam her şeyden önce. Rıfat Börekçi hocamızın -Allah rahmet eylesin- Ankara Müftülüğü yaptığı sırada Kurtuluş Savaşı’nda göstermiş oldukları fedakârlıkları göz önünde bulundurduğumuz zaman bu makamın özel bir yeri olduğu ortaya çıkıyor. Kendisi aynı zamanda malumunuz, ilk Diyanet İşleri Başkanımızdır da..

Başkent Müftülüğünün kendine has zorlukları olmalı..

Ankara gerçekten çok farklı bir il. Türkiye’nin başkenti olması sebebiyle hizmet yoğunluğu ve personel çokluğu olan bir yer. Protokolde ilk sırada yer alması hasebiyle de yapılan işlerin en mükemmel şekilde yapılması gerekli olan bir il.. Bizim de bu sorumluluk içerisinde bulunmamız gerekiyor şüphesiz..Bu sorumluluk bilinci içerisinde hizmet vermeye çalışıyoruz.

“KUTLU DOĞUM HAFTASI ARTIK DÜNYANIN HER YERİNDE KUTLANIYOR ”

Bugünlerde Kutlu Doğum Haftası’na girmiş bulunuyoruz. Bu kutlamalar hangi yıldan bu yana yapılıyor?

1989 yılından beri Kutlu Doğum Haftası çeşitli etkinliklerle Türkiye çapında kutlanmakta.. O yıl ilk defa sadece İlahiyat Fakültesi bulunan illerde kutlanmıştı. Şanlıurfa İl Müftülüğü olarak o yıl ilk kutlamayı yapan iller arasında biz de bulunuyorduk. Bu bakımdan da Kutlu Doğum Hafası’nda düzenlenen etkinliklerin her yıl katlanarak devam ettiğini birebir takip eden bir kişi olarak bugün alınan mesafeyi mutlulukla izliyorum.. 1989 yılında Kutlu Doğum Haftası çeşitli etkinliklerle kutlanmaya başladığı zaman çok kısıtlı imkanlarla, çok sınırlı yerlerde yapılabilmişti. Ancak artık bakıyoruz sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde çok çeşitli programlar icra ediliyor. Peygamberimiz Efendimiz ve onun getirmiş olduğu evrensel mesajlar çeşitli yönleriyle inananlara aktarılıyor.

Bu yıl Kutlu Doğum Haftası’nın ana teması Kur’an-ı Kerim olacak. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Bu yıl Kur’an-ı Kerim’in “Oku” emriyle gelişinin 1400. senesini idrak ettiğimiz bir yıl. Dolayısıyla Diyanet İşleri Başkanlığımız çok isabetli bir kararla bu yılı “Kur’an’ı Anlama Yılı” olarak ilan ettiler. Tabi İl ve İlçe Müftülüklerimiz bunun paralelinde birtakım programlar planladılar. Ankara Müftülüğü olarak biz de Kuran’ı anlamaya yönelik özel programlar planladık.

Ne gibi programlar?

Öncelikle 14 Nisan Çarşamba günü saat 10.00’da T.D.V. Kocatepe Konferans Salonu’nda bir açılış yapılacak. Diyanet İşleri Başkan yardımcımız Prof. Dr. İzzet ER, “Kur’an’la Gelen Değişimin Temel Unsurları” başlıklı bir konferans verecekler. Aynı gün Ankara’da bulunan İmam Hatip Liseleri öğrencileri arasında 101 hadisi ezbere, mealiyle birlikte okuma yarışması planladık. Bu yarışma da aynı gün -14 Nisan Çarşamba günü- T.D.V. Kocatepe Konferans salonunda saat 13:30’da olacak. Açılış merasimi, konferans ve Hadis ezberleme yarışmamız bütünüyle halkımıza açık olacak.. Böylece Ankara halkını Kutlu Doğum haftasıyla buluşturmuş olacağız..

Hadis ezberleme yarışması ilk defa mı yapılıyor?

Hayır, geçen yıl da yaptık.. O ilk yarışmada 40 hadisle başlamıştık. Bu yıl, öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin tavsiyeleri ile 101 hadis diye planladık..

Başka ne gibi etkinlikler planlandı Kutlu Doğum Haftası’nda?

Bir etkinliğimiz de hatim okuma kampanyası. 16 Nisan Cuma günü Cuma namazından sonra saat 14:00’da Kocatepe Camii’nde gerek görevlilerimiz, gerekse vatandaşlarımız tarafından okunan hatimlerin tamamının duası yapılacak ve duadan önce de Kur’anı Kerim’e hizmet edenlerin; Kuran’ı anlayan, anlatan ve bu konuda gayret eden şehitlerimizin, gazilerimizin, geçmiş ecdadımızın ruhlarına ithaf edilmek üzere yine Kocatepe Camii’nde mevlit okunacak..

“KUR'AN GECESİ, KUTLU DOĞUM HAFTASI'NDA BİR İLK OLACAK ”

Bir de “Kur’an Gecesi” vardı sanırım..

Evet, Kutlu Doğum Haftası açısından bu da bir ilk olacak.. 6 tanınmış hafızımız Kocatepe Camii’nde 16 Nisan Cuma günü yatsı namazını müteakip vatandaşlarımıza Kur’an ziyafeti sunacaklar. Kuran gecesi, 2010 Kur’an yılı vesilesiyle özellikle Ramazan ayında değişik camilerimizde de görevlilerimiz tarafından icra edilecek. Geçen sene de Ramazan ayında birkaç camimizde bunu yaptık, ama tabi bu sene özel bir yıl olması hasebiyle bu tarz etkinlikleri daha da canlandırmayı düşündük..

Son olarak Tashih-i Huruf kurslarında okuyan imamlarımız tarafından özellikle bu kurslarda edinmiş oldukları bilgileri, dini bilgilerin yanında musikî bilgilerini de sahneleyecek şekilde Türk Tasavvuf Musikîsi Konseri icra edilecek. Bu konser programı da 19 Nisan Pazartesi günü yine Kocatepe Konferans Salonumuzda saat 20:00’da icra edilecek. Böylece bizim İl Müftülüğümüz programlarını tamamlayacak.

İlçe Müftülüklerimizin de faaliyetleri olacak mı?

Tabii ki, ilçelerimizin de zengin programları var.. 25 ilçe müftülüğümüz kendilerine ait konferanslar, yarışmalar, hutbe ve vaazlarla haftayı en dolgun şekilde kutlayacaklar..

“KUR'AN VE SÜNNET BİRLİKTE ANLATILMALI”

Peygamberimiz Efendimizin Kutlu Doğum etkinliklerinin “Kur’an’ı Anlama Yılı” ile birleşmesi de son derece anlamlı aslında..

Mutlaka..Davetiyelerimize baktığımızda “O’nun Hayatı Kur’andı” başlığını görüyoruz. Burada Peygamber Efendimizin hayatı kast ediliyor. Hz Aişe validemiz de aynı ifadeyi kullanıyor. Dolaysıyla Kur’an yılında Kur’an’ın ve sünnetin özellikle birleşmesi her ikisinin birlikte anlatılması son derece önem arz etmekte. Dolaysıyla hem Kur’an anlatılacak, hem Peygamber Efendimiz anlatılacak..

“Kur’an’ı Anlama Yılı” deyince, size göre Kur’an-ı Kerim’in çağımıza en önemli mesajı nedir?

Kur’an-ı Kerim geldiği günden bu güne kadar, bu günden de kıyamete kadar canlılığından bir zerre dahi kaybetmeyen bir kitap. Dolayısıyla asr-ı saadette vermiş olduğu mesajla, bugünkü mesajı arasında canlılık bakımından hiçbir farklılık yoktur ve kıyamete kadar da olmayacaktır.

Kur’an-ı Kerim’in ilk emri “Oku” olmuştur. Bu bağlamda özellikle Müslümanların yeni birtakım teknolojik gelişmelere açık olması icap eder diye düşünüyorum. Bu konuda Müslümanların gereken her türlü gayreti çabayı göstermesi gerekir. Zira Kur’an’ın vermiş olduğu o “Oku” emrinde bir tahsis söz konusu değildir. Yani “illâ ki Kur’an oku, illa ki hadis oku, illa ki dini ilim oku değil; oku; oku da insanlığın faydasına yararına ne gibi ilimler varsa tamamını oku” dendiğine göre insanlığın bu gün ilim adına gerçekten dev adımlarla ilerlemesi için yine Kur’an’ın o mesajının ben özellikle yürürlükte olduğunu düşünüyorum ve kıyamete kadar da aynı şekilde devam edeceği kanaatindeyim.

“İMAMLARIMIZ SADECE CAMİNİN DEĞİL, MAHALLENİN DE İMAMI OLACAK”

Söz buraya gelmişken Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sosyal açılımlı din hizmetleri kapsamında geliştirediği bir proje var: “Din Hizmetleri Gelişim projesi”. Bu projeden de söz eder misiniz? Niçin ihtiyaç duyuldu böyle bir çalışmaya?

Din Hizmetleri Gelişim Projesi, Din Hizmetleri Dairesi Başkanlığımızın geliştirmiş olduğu bir proje. Bu yıl Mart ayında yürürlüğe konuldu.. Ankara Müftülüğümüzle birlikte seçilen 5 pilot ilimizde uygulanıyor.. 5 il içerisinde Ankara Müftülüğü’nün önemi biraz daha farklı. Çünkü Ankara bu iller içinde tek metropol il.. Dolayısıyla bu pilot uygulamada Ankara Müftülüğü’nün tecrübelerinin, benzer illerin birtakım problemlerini yansıtacağını düşünüyorum. Şimdilik Ankara’nın üç ilçesinde; Beypazarı, Çankaya ve Keçiören ilçelerinde uygulanacak..

Hangi aşamadasınız?

İlgili İlçe Müftümüzle üçüncü toplantımızı yaptık..Valiliğimizden neleri talep edeceğiz, Müftülüklerimizce hangi tedbirler alınacak, Camilerimizde İmam-Hatiplerimiz tarafından atılması gereken adımlar neler olabilir, onları konuştuk.

Proje kapsamında cami eksenli hizmetlerimizin kalitesini artırılmasına yönelik ne gibi çalışmalar planlanıyor?

Sayın Diyanet İşleri Başkanımızın da zaman zaman ifade ettikleri gibi, bundan böyle camilerimiz sadece namaz kılınacak bir yerden ibaret olmayacak. İmamlarımız da sadece namaz kıldıran bir görevli olmayacaklar. Elbette imamlarımızın birinci görevleri imamlık ve cami görevliliği olacak ama bu, görevlerinden sadece bir tanesi olacak. Bunun dışında mesela köy imamımız, köy camisinin değil, köyün imamı olacak. Köy halkının küçüğünden büyüğüne varıncaya kadar hepsiyle ilgilenmek hepsinin imamı olmak, hepsinin rehberi olmak, hepsinin maddi manevi dertlerine merhem olabilmek için çalışmak esas olacak.

Köy İmamları camilerin dışında da etkin bir rol içinde olacak diyorsunuz. Ya şehirlerde?

Şehirlerde de aynı şekilde imamlarımız sadece mahalle camisinde imamlık yapmakla, hutbe okumakla kalmayacak; mahalleli kişilerle tek tek görüşecek, tek tek tanışacak. İmkanlar ölçüsünde ve onlarla adeta insicam içerisinde birtakım problemler varsa bunları çözme konusunda çareler arayacak, muhtaçlar, fakirler varsa bunları tespit edecek. Varlıklı olan kişilerin imkanlarını gerekirse o fakir olanlara bizzat yol göstermek suretiyle ulaşmasına yardımcı olacak ve netice itibariyle din görevlilerimiz sadece camiye gelen cemaate değil, bulunduğu mahallede, köyde, şehirde bulunan insanların hepsine hizmet verecek bir pozisyon içerisine girmeye çalışacaktır.

Ankara’da bu projenin başarılı olacağına inanıyor musunuz?

Bu geniş proje uygulamaya geçildiği zaman şahsen ben çok farklı neticeler alınacağı kanaatini taşımaktayım. İnanarak söylüyorum ve pilot il olarak tercih edilmemizden dolayı da şahsen memnunum. Çünkü daha önce de bir iki konuda pilot olarak biz görev yaptık. Allaha şükür alnımızın akıyla da bu görevi en iyi şekilde tamamladık. Bu konuda da görevimizi en güzel şekliyle yapacağımızı, alnımızın akıyla da diğer illerimize ve ilçelerimize örnek bir tavır sergileyeceğimizi ümit ve tahmin ediyorum.

“AİLE BÜROLARI AİLEVİ PROBLEMLERİ OLANLARA MANEVİ DESTEK SAĞLIYOR”

Yine bu bağlamda Ankara Müftülüğü’nün cami dışında ne gibi çalışmaları var?

Efendim cami hizmetleri tabii bizim en önemli ve birinci görevimiz. İmam, müezzin, vaiz, müftü.. bunların hepsinin cami hizmetleri temel hizmetidir ancak sadece bundan ibaret değildir. Mesela bunların başında Aile İrşat ve Rehberlik Bürolarımız gelmektedir. Hatta mevzuatı da çıkmıştır; bundan dolayı ben Başkanlık yetkililerimize şükranlarımı arz ediyorum. Çünkü mevzuat olmayınca haliyle birtakım sıkıntılar yaşanabiliyordu. Bu mevzuat doğrultusunda daha güzel şeyler yapılacaktır. Daha bilinçli olarak hareket edilecektir.

Aile Bürolarında ne tür hizmetler veriliyor?

Aile Büroları aileye ilişkin başvurularda kişileri dini açıdan bilgilendirme, yönlendirme ve ailevi problemi olanlara manen destek olabilme gibi çok önemli bir görevi yürütmekte ve bu hizmetin de giderek katlandığını, kartopu gibi büyüdüğünü görmekten mutluluk duymaktayız..

Özellikle kadınlara ulaşma konusunda başka ne gibi çalışmalarınız oluyor?

Tabii, örneğin vaizelerimiz tarafından mesela Belediyelerimize bağlı kadın lokallerine gidilmekte. Şu an böyle bir hizmeti Altındağ ilçemizde Altındağ Belediyesi ve Başkanlığımızla işbirliği içinde vermekteyiz. Çok da güzel geribildirimler alıyoruz. Böylelikle cami dışında da vatandaşlarımızla özellikle kadınlarımızla tanışma, onlarla buluşma imkanları haliyle ortaya çıkıyor.

“ÇOCUK YUVALARI, HUZUREVLERİ VE CEZAEVLERİNE YÖNELİK DE HİZMET VERİYORUZ”

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na yönelik çalışmalarınız da var sanırım..

Evet vaizlerimiz ve vaizelerimiz Çocuk Yuvalarına, Yetiştirme Yurtlarına, Huzurevlerine ve bu arada cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü vatandaşlarımıza yönelik olarak da hizmet veriyorlar. Yani işimiz o kadar çok ve o kadar ağır ki bu yükün altından kalkma konusunda büyük bir vebal, büyük bir mesuliyet altında olduğumuzu söyleyebilirim. Biz yaptığımız işin zorluğunun farkında olarak, bilerek bu işi götürmeye çalışıyoruz. İnşallah en güzel şekilde götürmeye yine devam edeceğiz.

“MÜFTÜLÜKLERİMİZ SADECE MÜFTÜLÜK VE CAMİ ARASINA SIKIŞAN BİR KURUM DEĞİLDİR”

Bu kapsamda resmî kurumlarla da işbirliğiniz son dönemlerde arttı bildiğim kadarıyla. Özellikle Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuyla ortak projeleriniz var. Bunlardan biri de Gölbaşı Toplum Merkezi ile ortak o bölgedeki imamlarımıza yönelik olarak planlanan Aile Destek Projesi. Niçin ihtiyaç duyuldu böyle bir projeye?

Evet, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı Gölbaşı Toplum Merkezi ile işbirliği içinde bu amaçla pilot bir uygulama başlattık. Görevli imamlarımız bu konuya kendileri talip oldular, kendileri arzu ettiler. Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü de bu konuda gerçekten bize her türlü desteği ve kolaylığı gösterdiler, kendilerine teşekkür ediyoruz. İmamlarımız proje gereği iletişimden-aile içi rollere, anne-baba tutumlarına, aile-içi şiddet ve çözüm yollarına varıncaya kadar çok çeşitli seminerler alıyorlar. Biz aile içinde dini ve manevi değerlerin rolünü de bu müfredat içine yerleştirdik.

Bu proje hangi aşamada?

8 haftalık bir proje.. Önümüzdeki günlerde tamamlanacak.. Bu konuda Başkanlığımızın ve SHÇEK Genel Müdürlüğü’nün katılacağı bir sertifika programı düzenleme arzusundayız. Geçtiğimiz yıl benzer bir proje olarak beş ayrı ilçemizin Kur’an Kursu öğreticilerine yönelik Kadın İnsan Hakları Eğitimi Projesini tamamlamıştık. Bu yıl da söz konusu projeye ek olarak Aile Destek Projesini Gölbaşı’nda hayata geçirdik. İnşaallah önümüzdeki yıllarda da, her iki projeden imamlarımızın ve Kur’an Kursu öğreticilerimizin daha çok yararlanacaklarını ve kendilerini geliştireceklerini ümit ediyoruz.

Bu zikrettiğiniz hizmetler düzenli olarak ya da bir proje dahilinde yürütülüyor. Peki özel günlerde de birtakım etkinlikleriniz oluyor mu?

Cami dışında çeşitli vesilelerle konferanslarla, sempozyumlarla, panellerle, vatandaşlarımızla buluşuyoruz. “Kutlu Doğum Haftası” ve “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” öneli fırsatlar olarak karşımıza çıkıyor. Bunun dışında yine cami dışında Kur’an Kursu öğrencilerimizin mezuniyet törenleri oluyor onlara diploma ve taç giyme merasimleri düzenleniyor. Halkımızla yine o şekilde bir araya geliyoruz, buluşuyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığımızın da prensibi budur, kuruluş amacımızda budur. Toplumu din konusunda aydınlatma görevi bize kanun tarafından, anayasamız tarafından, kendi kanunumuz tarafından verildiği için toplumun tüm kesimlerine, her yerde ulaşmaya, gücümüz imkânımız el verdiği ölçüde bu hizmeti vermeye çalışıyoruz, bunun çabası içerisindeyiz.

Çalışma sahanızın düşünülenden çok daha geniş olduğu anlaşılıyor..

Evet gerçekten de bütün bunlardan şu çıkıyor: Ankara Müftülüğü veya İlçe Müftülüklerimiz sadece Müftülükle cami arasına sıkışan bir kurum değildir. Gerek İl Müftülüğümüzün gerekse İlçe Müftülüklerimizin toplumun dini yönden aydınlanması konusunda üzerine düşen görevi en güzel şekliyle yapmaya çalıştığını ben altını çizerek ifade etmek istiyorum.

“BAŞLADIĞIM İŞİ BAŞARIYLA BİTİRMEK TEMEL PRENSİBİMDİR”

Diyanet İşleri Başkanlığı’na göreve başladığınızda, başkentin Müftülük makamına kadar yükseleceğinizi hiç düşündünüz mü?

Her ilçe Müftüsü’nün de İl Müftüsü olma arzusu tabiidir. Ama bütün samimiyetimle söylüyorum, böyle bir düşüncem olmadı ve beklentim de yoktu.. Esasen makam mevki gibi durumlara tamah etmek benim fıtratımda yok. Haseki Eğitim Merkezi’ni bitirdikten sonra bile İstanbul’da imam ya da vaiz olarak kalmayı çok arzu ediyordum. Ama o zamanki Diyanet İşleri Başkanımız Tayyar Altıkulaç Hocamız, mezunların tamamının Müftülük görevine yönlendirilmeleri talimatını verdi ve o şekilde biz de Müftülüğe başlamış olduk. Başladığım bir işi başarıyla bitirmek benim temel prensibimdir. Başladığım hiçbir işi savsaklamayı, ortada ve yarıda bırakmayı arzu etmem. Başarısız olmayı da.. Buralara gelişimizin kısa hikayesi bu..

“GÖREVİN HAKKI VERİLDİKÇE NİMETLER DE ARTACAKTIR ”

Başka bir meslek seçecek olsaydınız, hangi mesleği tercih ederdiniz?

Hayır, yeniden dünyaya gelsem yine de aynı mesleği seçerdim. Çünkü bu meslekten gerçekten memnunum. Ve inşaallah hem dünya ve hem de ahirette bu mesleğin mükafatını göreceğimize inanıyorum.

Son olarak, Ankara Müftülüğü mensuplarına bir mesajınız var mı?

Yürüttüğümüz görev ulvi bir görevdir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nda çalışmak benim şahsi kanaatime göre bir ayrıcalıktır. Bu ayrıcalığı da Cenab-ı Hakk bize nasip etmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın merkez, taşra ve yurtdışındaki bütün hizmetleri ulvidir. Çünkü din hizmetidir, dine hizmettir, Kur’an’a ve İslam’a hizmettir. Dolayısıyla hem dünya hem ahiret hizmeti yürütülmektedir. Bunun için görevli arkadaşlarımızın tümünün ayrıcalıklarının farkında olmalarını ve nimete şükür kabilinden görevlerini en üst fedakarlık bilinciyle yürütmelerini beklerim. Bu görevin şükrü olacaktır. Görevin hakkı verildikçe, nimetler de artacaktır. Dolayısıyla Cenab-ı Hakk bu hizmetin en ulvi bir şekilde yapılması sonucunda da maddi manevi çeşitli nimetlerini bize bahşedecektir.

Teşekkür ediyorum hocam..

Ben teşekkür ederim.


Bu haber 3341 kere okunmuştur.




Daha Önce Yayınlananlar


  • Ankara Müftüsü M. Hakkı ÖZER'le Söyleşi
  • Diyanet Aylyk Dergi
    Diyanet Çocuk Dergisi
    Diyanet Avrupa Dergisi
    Diyanet Ylmi Dergi
    DUYURULAR

    03 Şubat 2012 Cuma Günü Mevlit Kandili Münasebetiyle Akşam Namazını Mütaakiben Kocatepe Camii'nde Ankara Müftülüğü Mevlid Programı Düzenledi.

    2012 Yılında Umreye Gidecek Vatandaşlarımızın Aşı Yaptıracakları Aşı İstasyon Adresleri ve Seminer Programı Belli Oldu...

    2012 Yılı Diyanet İşleri Başkanlığı Organizasyonu Umre Broşürü ve Müracaat Klavuzu Belli Oldu....

    2012 Yılı Kutlu Doğum Haftası "41 ve 121 Hadis Ezbere Okuma Yarışması"ında Okunacak Hadisler

    BİLGİLENDİRME
    WEBMAİL SERVİSİ BİLGİ EDİNME HİZMET STANDARTLARI

    BİR AYET BİR HADİS

    SAYAÇ
    Bugün : 888
    Dün : 794
    Toplam : 54609
     
     
    Web Tasarım : HITAJANS INTERACTIVE