KUR’AN
Kainata burhan…
Bir adı da Furkan…
Vahyetti Hz. Yezdan…
Hidayet rehberidir O…
Hak ve hakikat kaynağıdır O…
Hikmet ve nur membağıdır O…
Doğruyu yanlışı belletendir O…
İnsanlığı eğitendir O…
O, insanlığın zulümden bunaldığı,
Hakk’ın yerini haksızlığın aldığı,
Ahlakın tefessüh ettiği…
Tüm güzelliklerin gittiği…
Hayrın, hasenatın bittiği…
Zulmün şiddetlendiği…
Bir zamanda “oku” emriyle başladı gelmeye…
İnsanlar doğruyu O’nunla başladı bilmeye…
Çünkü o, cehaleti yeriyordu…
Putları yere seriyordu…
İlmin yararını, nazar-ı dikkatimize veriyordu…
Çünkü tüm kötülükler, bütün olumsuzluklar bilgisizlikten geliyordu…
Akl-ı selim olanlar O’na inanırken,
Küfr-i inadi olanlar O’nu reddediyordu…
O’na inanmayanlar inananları tehdit ediyordu…
Ama o imanlı gönüller tüm tehditlere rağmen “Lâ ilahe illallah MuhammedünRasûlüllah” diyordu.
Müminlerin gönlündeki,
İmandı…
İnançtı…
İtikattı…
Tüm zorlamalara rağmen sarsılmıyordu…
Zira şu ayetin sırrı tecelli ediyordu…
“İman edenler ancak, Allah’a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.” (1)
İki devenin arasında kollarından bağlanarak şehit edilen Sümeyye (R.A) ler…
Vücudu kamçı darbeleriyle çürüyen Bilâl-i Habeşi (R.A)ler…
Dövülen, sövülen hatta ayaklar altında çiğnenen Ebû Bekir(R.A.) ler…
Kor ateş üzerine yatırılan Habbab b. Eret(R.A)ler…
Ammar’lar, Yasir’ler, Nesibe’ler…
Hasılı tüm işkenceler karşısında tevhide sarılan tüm sahabeler…
İnanmışlardı bu hayat iksirine;
Baş tacı yapmışlardı bu hayat nizamını;
Okudukça zevk alıyorlardı kâinat kitabını…
Zira O…
Gönüllere şifaydı…
Manevi hastalıklara devaydı…
Dertlere dermandı…
Hayata yön veren ilahi bir fermandı…
Kelâm-ı ilâhi idi…
Ahkâm-ı rabbanî idi…
Nazm-ı sübhani idi…
Mûcizül beyandı O…
En güzel kelâmdı O…
Belâgatıyla güzeldi…
Fesâhatıyla özeldi…
İcazı karşısında edipler, şairler, hatipler dize geldi…
Dinleyenler cuşa geldi…
Okuyanlar hûruşa geldi…
Hıfzedenler büyük şerefe erdi…
Altı bin küsur ayetin her biri diğerinden fevkaladeydi…
Asırlar geçti…
Ter ü taze kaldı…
Bir benzerini kalemler yazamadı…
Diller telaffuz edemedi…
Zira o Allah kelamıydı…
Allah tarafından korunuyordu…
Bu sır tecelli ediyordu…
Nitekim yıllara meydan okudu…
Eskitilemedi…
Çünkü O, hayat nizamıydı…
Mucizelerle dopdolu bir hayat nizamı…
Şairin dediği gibi:
" Bir nizam ki, eskimez, yıpranmaz, sendelemez,
Mekân onu aşamaz, zaman onu delemez... " (N.F.K.)
Yenidir O. Hem de yepyeni…
Ebedidir O. Hem de tam ebedi…
Hükmü baki,
Lafzı kavî…
Hafızaları şereflendiren…
Hafızları değerlendiren…
Dinleyenleri zindeleştiren kitaptır O…
Kerim kitap…
Hakîm kitap…
Furkan kitap…
Burhan kitap…
Mübin kitap…
Özellikleriyle ünlenmiş kitap…
İnsanlık onunla kurtuluşa erer.
Beşeriyet O’nunla mutluluğu elde eder.
O’nsuz cemiyet medeniyetten mahrumdur.
O’ndan bihaber gönüller mahzundur.
Bir harfi fazla değildir.
Bir noktası eksik değildir.
Mükemmelin mükemmelidir.
Gönüller O’nunla aklanır.
Asr-ı saadette gelmiştir.
Asırlar ötesine, öteler ötesine can vermiştir.
Rahmet kaynağıdır.
İlim membağıdır.
Okuyan sevap alır.
Dinleyen faydalanır.
Anlayan yararlanır.
Hasılı seraba fayda…
Hafızalara nakşedilen…
Lisanlardan şelaleler gibi dökülen…
Gönüllere ferahlık veren…
Hakkı batılı birbirinden ayıran…
Doğruyu-yanlışı ortaya koyan…
Yolumuzu aydınlatan…
İstikbalimize yön veren…
Bize huzur bahşeden, yegâne ilâhi ferman…
O’nu okumaktır görevimiz…
Anlamaktır vazifemiz…
Uygulamaktır ödevimiz…
Başkalarına anlatmaktır sorumluluğumuz…
Zira: “Sizin en hayırlınız Kur’an-ı öğrenen ve öğretendir...” (2) buyurur, Efendimiz…
Öğrenmekten, öğretmekten gaye sadece metnini telaffuz etmekten ibaret değildir.
Manasını öğrenmektir.
Anlamını öğretmektir.
Mucibince amel etmektir.
Hayatımıza yansıtmaktır.
Ahlakımızı Kur’an ahlakı olarak tanzim etmektir.
Yaşayan Kur’an haline gelebilmektir.
Zira:
Emirler-yasaklar uyulmak için gönderilmiştir.
Hükümler uygulansın diye konmuştur.
İlâhi bir kanundur.
Şair O’nu ne güzel ifade etmiştir:
“O kanun, ölümsüzlük nizamının hevengi
O kanun, doğru, güzel, iyinin tek mihengi!” (N.F.K.)
O’nunla doğruyu bulalım…
O’nunla hakikate erelim…
26.01/2012
M. Hakkı ÖZER
Ankara Müftüsü
Kaynak:
1- Hucurat, 49/15
2- Buhari, Fedâilü'l-Kur'ân, 23; Müslim, Müsâfirîn, 231.
Bu haber 707 kere okunmuştur.
Daha Önce Yayınlananlar
KUBBEDE HOŞ BİR SADA BIRAKABİLECEK MİYİZ?
TASHİH-İ HURUF KURSLARI
YA MUHAMMED (S.A.V.) DOĞ KALBİMİZE!..
KUR’AN
HER ŞEY ALLAH’I ANMAKTADIR
YENİ BİR ZAMAN DİLİMİNE MERHABA
BİR YIL DAHA GERİDE KALDI
HİCRET, ON MUHARREM VE KARDEŞLİK
TEVHİT MÜCADELESİ VE HİCRET
ŞEHİTLER YURDU VATANIMIZ
KURBANLA YAKINLAŞALIM ALLAH’A
DEPREMİN ARDINDAN
ŞEHİT KİMDİR, ŞEHİTLİK NEDİR?
MODEL İNSAN DİN GÖREVLİSİ
HACI ADAYLARINA
RAHMET ELİ OLABİLMEK
BAYRAMLARIN SOSYAL HAYATIMIZDAKİ YERİ VE ÖNEMİ
RAMAZAN ATMOSFERİ - 7
RAMAZAN ATMOSFERİ -6
RAMAZAN ATMOSFERİ - 5
RAMAZAN ATMOSFERİ - 4
FİTREMİZ SOMALİ’LERE, İFTARIMIZ SOMALİ’LERLE
RAMAZAN ATMOSFERİ - 3
RAMAZAN ATMOSFERİ -2
RAMAZAN ATMOSFERİ - 1
KOMŞUMUZ CAN DOSTUMUZ
BERAT VE BAĞIŞLANMA
YAKARIŞ
MİRAÇ VE GETİRDİKLERİ – 2
MİRAÇ VE GETİRDİKLERİ - 1
BEYİTLER
İLAHİ ÇAĞRI – 3
ÜÇ AYLAR VE REGÂİB KANDİLİ
RAHMET İKLİMİ GELİYOR
İNSANI İNSAN, HATTA SULTAN YAPAN İLİM
İLAHİ ÇAĞRI - 2
İKİ MUAZZAM VARLIK ANA- BABA
RAVZA-İ MUTAHHARA’DA
KUTLU NEBİ – KUTLU DOĞUM
MUHTEŞEM ÖRNEK, ÂLEMLERE RAHMET, HZ. MUHAMMED (SAV)
2010 KUTLU DOĞUM HAFTASI AÇIŞ KONUŞMASI
İLAHİ ÇAĞRI - 1
DİN GÖREVLİLERİNE İTHAF
BİR YILI UĞURLARKEN…
KUTSAL TOPRAKLARA KUTLU YOLCULUK
CAMİLER
CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI MÜNASEBETİYLE
KUR'AN AYI RAMAZAN'I UĞURLARKEN…….
BAYRAMLAR
KADİR GECESİ
SON İLAHİ KİTAP
ZEKÂT'IN TOPLUM HAYATIMIZDAKİ YERİ VE ÖNEMİ
İSLAM'DA NİFAK VE RİYA YOKTUR
RAMAZAN AYI ÖNEMLİ BİR FIRSATTIR
İSLAM PAYLAŞMAYI EMREDER
BİD'AT VE HURAFELERİN İSLAM'DA YERİ YOKTUR
KİBİRLENMENİN BİREYSEL VE TOPLUMSAL ZARARLARI
ANNELER GÜNÜNE
|